Otomotiv Sektöründe Çalışan Mühendislerin Örgütsel Bağlılıklarının İncelenmesi
Anahtar Kelimeler:
Bağlılık- Örgütsel Bağlılık- Mühendis- Nitel AraştırmaÖzet
Bu çalışma, otomotiv sektöründe çalışan mühendislerin örgütsel bağlılık düzeyleri hakkındaki görüşlerini ve tutumlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma otomotiv sektöründe çalışan mühendislerin örgütsel bağlılıklarını derinlemesine incelemek amacıyla durum çalışması (case study) modeli kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, Türkiye'de faaliyet gösteren bir otomotiv firmasında çalışan toplam 15 mühendis arasından amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşüne dayalı olarak revize edilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre Otomotiv sektöründe çalışan mühendislerin örgütsel bağlılığı, uzun vadeli çalışma niyeti, duygusal, zorunlu ve normatif bağlılık gibi farklı türlerde şekillenmektedir. Ücret politikaları, terfi olanakları, iş-yaşam dengesi ve liderlik anlayışı, bağlılık düzeylerini belirleyen temel faktörler arasında yer almaktadır. Duygusal bağlılık, iş arkadaşlarıyla kurulan sosyal bağlar ve şirket kültürü ile güçlenirken, zorunlu bağlılık iş piyasasındaki sınırlı seçeneklerden kaynaklanmaktadır. Normatif bağlılık ise vefa duygusuyla ilişkilidir. Örgütsel bağlılık, çalışan performansını ve iş tatminini artırırken işten ayrılma niyetini azaltmaktadır. Bağlı mühendislerin işlerini sahiplenmeleri, verimlilik ve kaliteyi yükseltmektedir. Ayrıca, bağlılık düzeyi yüksek çalışanlar inovasyon süreçlerine daha fazla katkı sunmakta ve kurum içindeki gelişime destek vermektedir. İç motivasyonu güçlü olan çalışanların psikolojik iyi oluş düzeyleri yükselmekte, stres seviyeleri azalmakta ve işlerinden daha fazla tatmin duymaktadır. Bu bulgular, mühendislerin örgütsel bağlılıklarını artırmak için şirketlerin ücret politikalarından liderlik anlayışına kadar birçok unsuru dengeli şekilde yönetmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Böylece, iş gücü devir oranı düşerken kurumsal başarı ve rekabet gücü artacaktır.
